Evlenince Neden Değişiyoruz?

Evlenince Neden Değişiyoruz?

Evliliğin öz tanımı geleceğe dair ortak bir hayal kurmaktır. Gelecek hayalimizde sevdiğimiz insanın olması, hiçbir zaman yalnız kalmayacak olmayı bilmek son derece güven verici bir histir. Evliliğin en kıymetli psikolojik yanı budur, bana göre. Diğer yandan gelecek hayalimizin ortak olması yani geleceğimize bir ortağın katılması işleri çabucak karmaşıklaştırır. Bu nedenle herkes kendi hayalini korumak için eşiyle iyi geçinememek pahasına mücadele verir.

Amerikalı psikolog Gay Hendrix, eşler arasında rekabet oluşmasının evliliği karmaşık ve zor hale getiren yegane tuzak olduğunu savunur. Bizim kültürümüz açısından bakacak olursak rekabetten ziyade iktidar mücadelesini görürüz. Erkek, erkekliğine zeval gelmesinden korkar. Kadın ise ev işleri içinde silinip gitmekten endişe eder. Yeni evli çiftler toplumsal cinsiyet rolleri açısından yaşam savaşı verirler. Ancak bu savaş toplumdan ve tabi kendi anne-babalarından aldıkları hazır araçlarla verilir. Nedense hiçbir karı ve koca bunu kabul etmez! Herkes kendi biricik hayalini ve kendine has evliliği kurmaya çalıştığını savunur. Oysa iş zannedildiği kadar basit ve kolay değildir.

Nasıl konuşulacağını, yürüneceğini, yemek yeneceğini yani kısacası nasıl yaşanacağını farketmeden öğrendik. Nasıl bir evlilik kuracağımızı öğrenmediğimizi nasıl savunabiliriz ki… Hayati olan şey bildiklerini sorgulamak, öğrenecek çok şeyi olduğunu bilmek, merak etmek  ve yeni keşiflere açık olmaktır. Bilinçli yönü ağır olan  ve ortak bir gelecek hayaline ve günlük yaşama adapte olabilenler çiftlerin evlilikleri capcanli bir şekilde hayatta kalır.   

 Her birimiz şu ya da bu yönüyle anne-babalarımızın düştüğü hataları tekrar etmeyeceğimizi bilinçli bir şekilde düşünür ve söyleriz. Her yerde olduğu gibi evlilikte de ayağımıza takılan tuzaklar farketmeden öğrendiklerimiz, bilinçdışına ittiklerimiz… Bilinçdışı olan yani açık bir şekilde farkında olmadıklarımız evlilik sahnesine çıkar. Peki bu sahneye çıkan oyunun 2 yazarı mı vardır? Yani evli çiftlerin ortak piyesi midir? Ne yazık ki hayır! Genellikle eşlerden birinin kendi köken ailesindeki çözülemeyen bir sorun ya da sorunlar silsilesi keni evliliğinde, eşiyle tekrar canlandırılmaya çalışılır. Buradaki bilinçdışı amaç eşinin hayatını zehretmek değildir elbette. Amaç, anne-babanın üstesinden gelemediği sorunu alt etmektir.  Ve tam da bu noktada “ben gerçekten bu adamla/bu kadınla mı evlendim?!” diyecek kadar yabancılaşmış bulursunuz kendinizi. Kendini tekrar eden döngülerde her zaman bu amaç vardır. Ancak bir şeyin döngü haline gelmiş olmasının kendisi problemdir. Döngü haline geleni derhal terketmelidir, tıpkı eskimiş ve dar gelen bir deri gibi…

Kendi babasının çok ezik olduğunu düşünen adamlar baskın olmaya çabalar. Annesi, babasını gerçekten ezmiş olan kadınlar kocalarından kendini ezdirmemelerini beklerken onlara eziyet eder. Babaları çocuklarına karşı ilgisiz kalmış adamlar, çocuklarına o ya da bu şekilde aşırı müdahale ederek babalığını hissettirmeye çabalar. Bunun örnekleri o kadar çoktur ki….  Dostoyevski’nin dediği gibi: “Tüm mutlu aileler birbirine benzer. Mutsuz ailelerin kendine has mutsuzluk biçimler vardır.”

Leave a Reply

Your email address will not be published.